Soyadı, bireyin kimliğini tanımlayan ve toplumsal ilişkilerde kişiyi diğer bireylerden ayıran önemli bir unsurdur. Özellikle boşanma sonrası tek başına çocuk büyüten anneler açısından, çocuğun soyadı ile annenin soyadının farklılığı birçok hukuki ve toplumsal sorunu beraberinde getirmektedir. Bu sorun, günümüzde hem bireysel hak ve özgürlükler hem de toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında ciddi şekilde tartışılmaktadır.
Yasal Dayanaklar ve Değişen Yargı Yaklaşımları
Türk Medeni Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca, evlilik birliği içinde doğan çocuk babanın soyadını taşır. Ancak bu hüküm, zamanla Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarıyla birlikte bireysel hakların ve çocuğun üstün yararının korunması amacıyla yeniden yorumlanmıştır.
Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin 8.12.2011 tarihli ve E.2010/119, K.2011/165 sayılı kararı ile Soyadı Kanunu’nun, boşanma hâlinde çocuğun babanın soyadını taşımasını zorunlu kılan hükmü iptal edilmiş; bu düzenlemenin eşitlik ilkesine (AY m.10) ve aile bütünlüğü ilkesine (AY m.41) aykırı olduğuna karar verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak daha önce yazmış olduğumuz ortak velayet başlıklı makalemizi de okuyabilirsiniz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/1306 E., 2018/4719 K. Sayılı Kararı
Somut bir örnek olarak Yargıtay’ın 09.04.2018 tarihli kararında, velayet hakkı anneye verilmiş bir çocuğun, annenin soyadını taşıyabilmesine hükmedilmiştir. Kararda şu gerekçelere yer verilmiştir.
Çocuk ve annenin farklı soyadları taşıması, günlük yaşamda hem çocuk hem anne açısından çeşitli zorluklara neden olmaktadır.
Velayet hakkı kapsamında, çocuğun eğitimi, bakımı, korunması gibi alanlarda yetki ve sorumluluk annede olduğuna göre, çocuğun soyadının belirlenmesi de bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Baba çocuğa karşı ilgisizdir; uzun süredir görüşmemekte ve nafaka yükümlülüğünü yerine getirmemektedir.
Çocuğun ruhsal gelişimi açısından annenin soyadını taşıması daha yararlıdır.
Anayasa’nın 10. ve 20. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “özel yaşamın korunması”na ilişkin hükümleri bu kararda doğrudan etkili olmuştur.
Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
Çocuğun üstün yararı ilkesi, çocuk hukukunun temel taşıdır. Soyadı değişikliği taleplerinde de bu ilkenin göz önüne alınması gerektiği, gerek akademik çalışmalarla gerekse yüksek yargı kararlarıyla açıkça ortaya konmuştur. Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, çocuk annenin soyadını taşımak istiyor ve bu değişiklik onun sosyal, psikolojik gelişimini olumlu etkileyecekse, bu istek desteklenmelidir.
Sonuç ve Değerlendirme
Velayet hakkını tek başına kullanan annenin, çocuğun soyadını kendi soyadı ile değiştirme talebi, artık yalnızca bir hak değil aynı zamanda çocuğun psikososyal bütünlüğünü koruma yönünde bir zorunluluk olarak değerlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda, annenin bu yöndeki talepleri, hem hak temelli hem de çocuk yararına dayalı olarak kabul görmektedir.
Bu bağlamda, velayet hakkını kullanan annenin çocuğa kendi soyadını verebilmesi yönündeki taleplerin reddedilmesi artık istisnai bir durum olup, istikrarlı bir şekilde kabul gören emsal kararlar ile bu yönde içtihat birliği sağlanmaktadır. Boşanma ve velayet konusu boşanma davalarında önem arz etmektedir. Bu nedenle konusunda uzman bir boşanma avukatı desteği almanız önemli olabilir.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5655, K. 2024/148, T. 11.01.2024
Bu kararda, çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmesinin çocuğun üstün yararına olduğu belirtilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/1859 Kararda, çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmesinin çocuğun üstün yararına olduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/10628, K. 2022/1696, T. 23.02.2022
Bu kararda, annenin velayeti altında bulunan çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmesi talebinin, çocuğun üstün yararı gözetilerek kabul edilebileceği belirtilmiştir.
Akademik Görüşler
Anayasa Mahkemesi Kararları ve Akademik Değerlendirmeler
Anayasa Mahkemesi’nin TMK m. 187'nin iptaline ilişkin kararları, çocuğun soyadı konusunda annenin taleplerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Akademik çalışmalarda, çocuğun üstün yararının gözetilmesi gerektiği ve annenin soyadını almasının çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimi açısından olumlu etkileri olabileceği ifade edilmektedir.
Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi
Birinci Uzun, T. (2016) adlı çalışmada, boşanma sonrası velayetin anneye bırakılması durumunda çocuğun üstün yararının gözetilerek annenin soyadını alabileceği belirtilmiştir.
Bu kararlar ve akademik görüşler, çocuğun üstün yararının ön planda tutulması gerektiğini ve velayeti annede olan çocuğun annenin soyadını almasının mümkün olduğunu göstermektedir.
Bu hususta çocuk için yaş sınırı var mı?
Velayet hakkına sahip annenin çocuğa kendi soyadını verebilmesi konusunda Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) doğrudan belirtilmiş bir yaş sınırı bulunmamaktadır; ancak uygulamada ve içtihatlarda çocuğun yaşı önemli bir belirleyici unsur olarak değerlendirilmektedir.
Uygulamada Yaş Sınırıyla İlgili Esaslar:
Çocuğun Beyanı Önemlidir. Özellikle 7 yaş ve üzerindeki çocuklar, artık “ayırt etme gücüne sahip” sayıldıkları için, mahkemeler bu yaştan itibaren çocuğun beyanına daha çok önem verir.
10 yaşından büyük çocuklarda, genellikle pedagog eşliğinde dinlenmesi yoluna gidilir.
Psikolojik ve Sosyal Gelişim Açısından Yaş:
Küçük yaştaki çocuklar soyadının farkında olmayabilirken, ilkokul çağından itibaren (yaklaşık 6–7 yaş) çocukların, farklı soyadları sebebiyle okul ve sosyal çevrede sorun yaşadığı gerekçesiyle değişiklik talepleri daha sık gündeme gelir.
Erginlik Durumu (18 yaş):
18 yaşından sonra çocuk kendisi bireysel olarak TMK m. 27 kapsamında soyad değişikliği davası açabilir.
Bu durumda artık velayeten değil, bireysel temel hak talebi üzerinden değerlendirme yapılır.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Görüşleri:
Yargıtay 2. HD 2018/1306 E. — 2018/4719 K. sayılı kararında; çocukla aynı soyadı taşımanın çocuğun ruhsal gelişimi açısından yararlı olduğu tespit edilmiş, çocuğun 7 yaşında olması (okula başlamış olması) bu değerlendirmede dikkate alınmıştır.
Anayasa Mahkemesi de çocuk beyanını ve üstün yararını öne çıkarmakta, ancak belli bir yaş sınırı koymamaktadır.
Sonuç olarak Velayet hakkına sahip annenin soyadı değişikliği talebi için: Yasal yaş sınırı yoktur, ancak Uygulamada 7 yaş ve üzeri çocukların beyanı önem taşır,
Çocuğun üstün yararı temel ölçüttür.
Konu ile ile ilgili yargıtay kararını aşağıdan indirebilirsiniz.





