info@arcahukuk.com
Topçu Mh. Şehit Murat Üçöz Cad. No:49/2 Etimesgut Ankara
Pzt - Cum 09:00-18:00 & Cmt 10:00-18:00
Türkçe
EnglishTürkçe
0312 261 40 01
0533 297 40 01
DAVA TAKİBİRandevu
  • ANASAYFA
  • KURUMSAL  
    Hakkımızda
  • HUKUK DALLARI  
    İş HukukuAile ve Boşanma HukukuCeza HukukuTüketici HukukuTazminat HukukuArabuluculukİcra ve İflas HukukuTümü
  • HUKUK HABERLERİ
  • İLETİŞİM

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yasin Özdemir Kararı

  • Anasayfa
  • Emsal Kararlar
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yasin Özdemir Kararı
Emsal Kararlar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yasin Özdemir Kararı

Avrupa İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi 7 Aralık 2021 tarihli Özdemir v. Türkiye kararında oybirliğiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10.maddesinin (ifade özgürlüğüne yönelik) ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Dava konusu; öğretmen olan başvurucunun Nisan 2015’te sosyal medyada Gülenist yapı ve lideri (Fethullah Gülen) lehine yaptığı yorumlardan dolayı suçu ve suçluyu övmek suçundan mahkûm edilmesiyle ilgilidir.


Mahkeme’nin Değerlendirmesi aşağıdadır.

 

31. Mahkeme, başvurucunun ceza mahkumiyetinin yanı sıra başvurucuyu beş yıllık bir denetim süresine tabi tutan ve bu yargılama sonucunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sahici ve etkili kısıtlamalar olarak incelenebileceği ve bu nedenle, başvurucunun Sözleşme'nin 10. maddesiyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkını kullanmasına bir "müdahale" teşkil ettiğini değerlendirmektedir (Erdoğdu v.  Türkiye, no.25723/94, § 72, CEDH 2000-VI, Dilipak v. Türkiye, no.29680/05, § 51, 15 Eylül 2015, Ergündoğan, yukarıda anılan, § 26, ve Selahattin Demirtaş v. Türkiye (no. 3), no 8732/11, § 26, 9 Temmuz 2019; ayrıca bakınız, aksi yönde, Otegi Mondragon v. İspanya, no 2034/07, § 60, CEDH 2011).

 

32. Böyle bir müdahale, bu maddenin 2. paragrafının gerekliliklerini karşılamadığı sürece, Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle, müdahalenin, "kanunla öngörülmüş", bu fıkra kapsamındaki bir veya daha fazla meşru amaçtan esinlenmiş ve bu amaçlara ulaşmak için "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

 

33. Mahkeme, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin "kanunla öngörülmüş" olması koşuluna ilişkin içtihadından kaynaklanan ilkelerin, yakın zamanda Centro Europa 7 S.r.l. ve Di Stefano v. İtalya [BD] (no. 38433/09, §§ 140143, CEDH 2012) ve Selahattin Demirtaş v. Türkiye (no. 2) [BD] (no. 14305/17, §§ 249-254, 22 Aralık 2020) kararlarında özetlediği şekliyle, mevcut dava için de geçerli olduğunu değerlendirmektedir.

 

34. Mahkeme, mevcut davada uygulanan yasal hükümlerin, özellikle de ceza kanununun hükümlerinin erişilebilirliği konusunda taraflar arasında bir tartışma olmadığını gözlemlemiştir. Bu nedenle Mahkeme, mevcut davada yorumlandığı ve uygulandığı şekliyle. iç hukukun başvurucunun mahkumiyetine yol açan yorumları yayınladığı sırada öngörülebilir olup olmadığını inceleyecektir.

 

35. Söz konusu müdahalenin öngörülebilirliği ile ilgili olarak, Mahkeme, terörle mücadelenin yanı sıra terörle mücadele ceza kanunlarının yazılma tarzına bağlı zorlukları dikkate almaktadır. Koşullar gereği, Taraf Devletler, uygulaması yargı makamları tarafından pratikte verilen yoruma bağlı olan oldukça genel formüller kullanırlar. Bu bağlamda, ulusal yargıçlar, kanunu yorumlarken bireye keyfiliğe karşı yeterli koruma sağlamalıdır (Selahattin 8 YASİN ÖZDEMİR v. TÜRKİYE Demirtaş (no 2) [BD], yukarıda anılan, § 275, Sabuncu ve diğerleri v. Türkiye, no 23199/17, § § 229-230, 10 Kasım 2020). Mahkeme, hükümetlere yönelik eleştirilerin, terörist olarak kabul edilen örgütlerle herhangi bir irtibat veya örgütlere destekle ilgili olarak özellikle ciddi cezai suçlamalarla sonuçlanmaması gerektiği kanaatindedir. İfade özgürlüğü hakkının kullanımını silahlı terör örgütüne üye olmak veya silahlı terör örgütüne destek vermekle eşitleyen ceza hukuku hükümlerinin geniş bir şekilde yorumu, böyle bir bağlantının somut bir kanıtının yokluğunda, diğer şeylerin yanı sıra, bir yasanın niteliğinin temel bir unsuru olan öngörülebilirliğini baltalayacaktır (bakınız, kıyasen, Selahattin Demirtaş (no. 2), yukarıda anılan, § 280, Mehmet Hasan Altan v. Türkiye, no.13237/17, § 205, 20 Mart 2018, Sabuncu ve diğerleri, yukarıda anılan, § 148 ve Şık v. Türkiye (no.2), no.36493 / 17, § 117, 24 Kasım 2020).

 

36. Mevcut davada Mahkeme, ceza yargılamasının farklı aşamalarında başvurucuya karşı çeşitli suçlamalarda bulunulduğunu gözlemlemektedir. Tutuklanmasının esnasında terör örgütüne üye olmakla suçlanırken savcılık tarafından hazırlanan iddianamede terör örgütü propagandası yapmakla suçlanmıştır. Sonunda, başvurucu suçu veya suçluyu övmekten dolayı mahkum edilmiştir. Mahkeme nihai olarak, başvurucunun mahkumiyetinin yalnızca gazete yazıları hakkında Facebook'ta yazdığı yorumlara dayandığını kaydetmiştir.

 

37. Mahkeme, bu yorumların esas olarak başvurucunun güncel siyasi meseleler hakkındaki görüşlerinden oluştuğunu kaydetmektedir: Fetullahçı örgütle mücadelede idari ve yargısal makamlarca alınan tedbirlere ilişkin ilgilinin eleştirileri, 17/25 Aralık 2013 tarihlerinde yolsuzluk iddialarına ilişkin başlatılan yargısal soruşturmaların temelindeki olaylar hakkındaki bakış açısı, siyasi iktidarın muhalefete karşı yürüttüğü politikaları eleştirmesi ve siyasi iktidarın silahlı İslamcı bir örgütle iddia edilen ilişkilerine yönelik eleştirileri.

 

38. Mahkeme, yayınlandıkları sırada bu mesajların, hassas konulardaki kamusal tartışmalar bağlamında ifade edilen fikir ve görüşleri içerdiğini, benzer fikirlerin halihazırda sadece fetullahçı hareketin üyeleri tarafından değil, muhalif siyasi partiler de dahil olmak üzere yasal muhalefet ve ulusal ve uluslararası medya tarafından da ifade edildiğini gözlemlemektedir. Mahkeme özellikle, bu görüşlerin hiçbir şekilde şiddeti teşvik etmediğini ve isyana çağrı yapmadığını kaydetmektedir. Fetullahçı hareketin bazı üyelerinin bu görüşlerin bazılarını sebep göstererek yaklaşık on beş ay sonra darbe girişiminde bulunması, yukarıdaki kamusal tartışmalarda bu tür görüşleri ifade etme özgürlüğüne ilişkin bulguları etkilemediği kanaatindedir.9

 

39. Mahkeme bu hususta, bir yandan kamusal tartışmalarda hükümete yönelik eleştiriler ile ile diğer yandan terör örgütlerinin şiddet eylemlerini haklı çıkarmak için öne sürdükleri gerekçeler arasında kafa karışıklığına yol açan bir ceza hukuku yorumunun, ne kamusal özgürlükleri tanıyan Türk ulusal hukukunun ne de kişiyi bu geleneksel özgürlüklerin keyfi ihlallerine karşı koruyan Sözleşme hükümleri ile bağdaşacağını hatırlatmaktadır (Sabuncu ve diğerleri, yukarıda anılan, §§ 178-179).

 

40. Mahkeme ayrıca, söz konusu zamanda, grubun bazı yürütme organları tarafından tehlikeli olarak kabul edilmesine rağmen, Fetullahçı hareketin üyelerinin yasadışı veya terörist bir örgütün lideri veya üyesi olduğuna dair nihai bir mahkeme kararının bulunmadığını da kaydetmektedir. Nitekim hareketin eğitimsel ve dini bir cemaat mi olduğu ya da devlet organlarına yasa dışı sızmayı amaçlayan bir örgüt mü olduğu başvurucunun söz konusu yorumları yaptığı zaman olan Nisan 2015'te kamuoyunda hararetli tartışmalara konu olmuştur.

 

41. Mahkeme ayrıca, suçun ve suçlunun övülmesi olarak düşünülen ifadelerin suç olarak kabul edilmesi için diğerlerinin yanında ilgili ifadelerin kamu düzeni için açık ve yakın bir tehlike barındırması şartına bağlanmak suretiyle, Türk Ceza Kanunu madde 215(1)’in sanıklar aleyhine aşırı geniş bir şekilde yorumlanmasına karşı teminatlar öngördüğünü not etmektedir. Mahkeme, başvurucuyu mahkum eden ceza mahkemesinin, başvurucunun Nisan 2015'te yayınlanan yorumlarında yer alan ifadelerinden çok sonra gerçekleşen Temmuz 2016'daki darbe girişiminin böyle bir tehlike oluşturduğunu değerlendirdiğini gözlemlemektedir. Ancak Mahkeme, başvurucunun, açık şekilde hükümet aleyhinde olan, ancak kamusal tartışmalara barışçıl müdahaleler oluşturan ve herhangi bir isyan çağrısı içermeyen söz konusu yorumlarının, bir yıldan fazla bir süre sonra gerçekleşecek darbe girişimi gibi kamu düzeni için gerçek ve yakın bir tehlike oluşturabileceğini makul olarak öngörmesi beklenemeyeceğini değerlendirmektedir. Mahkumiyetin tersten yürütülen bir argümana dayandırılması, ilgili yerel mahkemenin bu davada yaptığı gibi, yasanın aşırı geniş yorumlanması ve bu yargı yetkisinin yasama organı tarafından kamuya açık tartışmalarda barışçıl görüşlerin ifadesini baskılayan belirsiz suçlamalara karşı öngörülen engelin dolanılması anlamına gelmektedir.

 

42. Yukarıda belirtilen unsurlar ışığında Mahkeme, ilgili ceza hukuku hükmünün (Ceza Kanunu'nun 215. maddesi) bu kadar geniş bir yorumunun söz konusu zamanda başvurucu için öngörülebilir olmadığı kanaatindedir.

 

43. Sözleşmenin 15. maddesine ve Türkiye’nin derogasyonuna ilişkin olarak Mahkeme, Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan ve Anayasa'nın 121. maddesi uyarınca hareket eden Bakanlar Kurulu'nun olağanüstü hal sırasında, gözaltına alınan veya tutuklanan kişiler için iç hukukta tanınan usuli güvencelere önemli sınırlamalar getiren çeşitli kanun hükmünde kararnameler çıkardığını kaydetmektedir. Ancak mevcut davada, başvurucunun mahkum edilmesi, Ceza Kanunu madde 215(1) uyarıncadır. Özellikle belirtmek gerekir ki, Ceza Kanunu madde 215(1) olağanüstü hal süresince herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. Nitekim, mevcut davada hükmedilen ceza, olağanüstü hal ilanından önce ve sonra geçerli olan mevzuata dayanılarak verilmiştir. Sonuç olarak, söz konusu durumda derogasyona ilişkin bir uygulama söz konusu olmadığı için bu mahkumiyetin Sözleşme'nin 15. maddesinin gerektirdiği koşullar altında değerlendirilmesinin uygun olduğu düşünülemez.

44. Başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik hakkının kullanımı dahilindeki bu müdahalenin kanunun nitelik şartını karşılamadığını tespit ederek Mahkeme, Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Bu sonuç, müdahalenin 10. maddenin 2. paragrafında sıralanan meşru amaçlardan birini veya birkaçını izleyip izlemediğini ve "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığını değerlendirmeyi gereksiz kılmaktadır.

Son Paylaşımlar
Hukuki Haberler
İlamsız İcra Takibi Nedir ve Nasıl Başlatılır? Adım Adım Güncel Rehber (2025)
Ticari veya bireysel ilişkilerden doğan ve vadesi gelmesine rağmen ödenmeyen alacaklar, her ...
Hukuki Haberler
Tahliye Taahhütnamesi Genel Bilgiler ve Kapsamlı Rehber
Kiracı ve ev sahibi ilişkileri, Türk hukuk sisteminin en dinamik ve en sık uyuşmazlık ...
Hukuki Haberler
Velayet Davası ve Merak Edilen Konular
Aile içi anlaşmazlıkların en hassas başlıklarından biri hiç şüphesiz velayet davasıdır. ...

İletişim

  • info@arcahukuk.com
  • 0312 261 40 01
  • 0533 297 40 01
  • Topçu Mh. Şehit Murat Üçöz Cad. No:49/2 Etimesgut Ankara
  • Mesaj Gönder
  • Kategoriler

    • Kurumsal
    • Hukuki Haberler
    • Emsal Kararlar
    • Çalışma Alanlarımız
    • Ekibimiz
    • Aile ve Boşanma Hukuku
    "Çünkü adalet herkesin hakkıdır."
    Arca Hukuk Danışmanlık Arabuluculuk Av. Mehtap KAMALAK
    Kurumsal
    • Anasayfa
    • Hakkımızda
    • İletişim
    Hukuk Dalları
    • Aile ve Boşanma Hukuku
    • Ceza Hukuku
    • İş Hukuku
    • Tüketici Hukuku
    • Arabuluculuk
    • Tümü
    Kategoriler
    • Hukuki Haberler
    • Emsal Kararlar
    İLETİŞİM
    info@arcahukuk.com
    0312 261 40 01
    Topçu Mh. Şehit Murat Üçöz Cad. No:49/2 Etimesgut Ankara
    Tüm Hakları Saklıdır Arca Hukuk © 2019
    umutcorp
    Çerez Bildirimi

    Sizlere mümkün olan en iyi deneyimi sağlayabilmemiz için tarama oturumunuz hakkında bilgi toplamak amacıyla çerezleri kullanıyoruz.